01 Kasım 2023 Çarşamba

Küresel piyasalarda tüm dikkatler Fed’in faiz kararı ve Fed Başkanı Jerome Powell’ın açıklamalarına çevrildi. Piyasalar açısından ABD’nin borçlanma programı da kritik gelişmeler arasında ön sıralarda yer alıyor.

Wall Street, Orta Doğu’da jeopolitik gerilimin tırmanması, tahvil getirilerinde yaşanan yükseliş ve Fed’in faiz patikasına ilişkin belirsizliğin etkisiyle zorlu bir ayı geride bıraktı.

S&P 500 aralıksız üçüncü aylık düşüşünü yaşadı ve pandeminin etkili olduğu 2020 başından bu yana en uzun aylık düşüş serisine imza attı.

Küresel piyasalar yeni işlem gününde Fed kararı ile ABD Hazinesi’nin borçlanma planını beklerken ABD vadeli endeksleri ekside. Japonya Merkez Bankası’nın ultra gevşek para politikasına büyük ölçüde bağlı kalacak kararlar açıklamasının ardından dün euro karşısında 15 yılın en düşük seviyesine inen Japon yeni, bu sabah ise Japonya’da bir numaralı kur yetkilisi olarak görülen Maliye Bakanı Yardımcısı Masato Kanda’nın “gerektiğinde müdahale etmeye hazırız” açıklaması ile toparlandı.

MSCI Asya Pasifik Endeksi Japon hisseleri öncülüğünde yaklaşık yüzde 1 arttı. Japon Topix endeksi bir yılda gördüğü en güçlü günlük yükselişi kaydetti. Japon Nikkei 225 yüzde 2 artıda işlem gördü.

Çin Merkez Bankası’nın likidite adımı ve ülkede açıklanan zayıf PMI verisi sonrası Hong Kong Hang Seng ve Çin CSI 300 yatay. Salı günü yüzde 0,44 yükselen Bloomberg Dolar Endeksi bu sabah fazla değişim göstermedi.

Fed Başkanı Powell’ın açıklamaları bekleniyor

Bloomberg anketine katılan ekonomistlerin beklentisi Fed’in faiz aralığının yüzde 5,25-5,50’de bırakılması yönünde.

Fed Başkanı Jerome Powell kararın ardından basın toplantısı düzenleyecek. Beklentinin gerçekleşmesi halinde Fed aralıksız ikinci toplantısında faiz değişikliğine gitmemiş olacak.

Bloomberg Economics ABD Başekonomisti Anna Wong’a göre her ne kadar çekirdek enflasyon Eylül ayında hızlı yükseldiyse de, yaz boyunca enflasyonda görülen düşüş, yıl sonunda çekirdek PCE enflasyonunun muhtemelen Fed’in son tahmininin altında kalacağı anlamına geliyor ve bu da yetkililerin nihai bir faiz artırımının gerekip gerekmediğine karar vermeden önce biraz beklemesine olanak sağlıyor.

Bununla birlikte Wong, “Faiz oranlarını sabit tutsa bile, Fed’in son dönemde ekonomik aktivitede gözlenen yukarı yönlü sürpriz nedeniyle sıkılaştırma söylemini sürdürmesi muhtemel” değerlendirmesinde bulundu.

Yine de Bloomberg Economics işgücü piyasasının yılın geri kalanında hızlı bir şekilde soğumasını bekliyor; bu nedenle Fed’in 2023’te tekrar faiz artırımı yapacağını düşünmüyor.

Wong, Powell’ın, uzun vadeli tahvil getirilerinde devam eden artışın, bir veya iki faiz artırımının yerine geçebileceğini söylemesini beklediklerini de belirtti.

(Kaynak: BloombergHT.com )

01 Kasım 2023 Çarşamba

Milyarder yatırımcı Stan Druckenmiller ve JPMorgan Asset Management Küresel Piyasa Baş Stratejisti David Kelly ABD ekonomisine ilişkin endişelere işaret ettiler.

Milyarder yatırımcı Stan Druckenmiller ABD ekonomisine ilişkin endişelerine işaret ederek, 2 yıllık tahvillerde “devasa” alım pozisyonları açtığını açıkladı.

Geçen hafta katıldığı bir konferansta konuşan Druckenmiller, “Son haftalarda endişem arttı ve kısa vadeli tahvillerde devasa kaldıraçlı pozisyonlar aldım” dedi. Böylece Druckenmiller, ABD ekonomisi için olumsuz görüşlerini dile getiren ve Pershing Square Kurucusu Bill Ackman ile Pimco Kurucu Ortağı Bill Gross’un da aralarında olduğu yatırımcıların arasına katılmış oldu.

JPMorgan Asset Management Küresel Piyasa Baş Stratejisti David Kelly ise ABD hisse senetlerinde yaşanan son düşüş ve bilanço sezonunun S&P 500 şirketlerinin değerlemelerini tarihsel ortalamalara yaklaştırmasının, yatırımcılara hasılat ve karları piyasa ortalamasından daha hızlı artması beklenen “değer hisse senetlerini” değerlendirme fırsatı sunduğu görüşünde.

Yine de Kelly, teknoloji hisselerinin fiyat/kazanç oranının geçmişe göre yüksek kalması nedeniyle bu hisselere hala temkinli bakıyor. Kelly, temel hisse senetleriyle karşılaştırıldığında nispeten ucuz görünen değer hisselerini tavsiye etse de, yüksek faiz oranları ve jeopolitik çalkantılardan kaynaklanan ters rüzgarlar göz önüne alındığında bunun garantili bir karar olmadığını da ekliyor.

“ABD hisse senetlerindeki fırsat uzun süredir olduğundan daha iyi görünüyor” diyen Kelly, “Girmek için cesaretli olmak yeterli” dedi.

(Kaynak: BloombergHT.com )

30 Ekim 2023 Pazartesi

Dünya Bankası, Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşın neden olduğu aksaklıklar üzerine Orta Doğu’daki son çatışmanın tırmanmasının küresel emtia piyasalarında “çifte şoka” neden olabileceği ve emtia piyasalarını “tehlikeli sulara” itebileceği uyarısında bulundu.

Dünya Bankası, Emtia Piyasaları Görünüm Raporu’nun Ekim 2023 sayısını “Jeopolitik Risklerin Gölgesinde” başlığıyla yayımladı.

Raporda, Orta Doğu’da yaşanan son çatışmaların, son yıllarda sıra dışı şokların etkileriyle mücadele eden emtia piyasalarında önemli bir belirsizlik yarattığı aktarıldı.

Çatışma başlamadan önce Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubunun gönüllü olarak petrol arzını azaltmasının üçüncü çeyrekte enerji fiyatlarının yüzde 9 artmasına neden olduğu kaydedilen raporda, sonuç olarak Dünya Bankası’nın emtia fiyat endeksinin bu dönemde yüzde 5 arttığı ve şu anda 2015-2019 ortalamasının yüzde 45 üzerinde olduğu bildirildi.

Çatışmanın etkisi şu ana kadar sınırlı

Raporda, çatışmanın emtia fiyatları üzerindeki etkisinin şimdilik sınırlı olduğu, petrol fiyatlarının çatışmanın başlangıcından bu yana yaklaşık yüzde 6 arttığı, tarımsal emtiaların, çoğu metalin ve diğer emtiaların fiyatlarının ise neredeyse yatay seyrettiği kaydedildi.

Bankanın raporunda, “Bununla birlikte tarih, çatışmanın tırmanmasının, petrol ve diğer emtia fiyatlarının artmasına yol açabilecek büyük bir riski temsil ettiğini gösteriyor; bu, bölgede ve dünya genelinde gıda güvensizliğini yoğunlaştıracak bir sonuç olacaktır.” değerlendirmesinde bulunuldu.

Çatışmanın artması durumunda emtia fiyatlarına ilişkin görünümün hızla kötüleşeceğine işaret edilen raporda, çatışmanın etkilerinin arz kesintilerinin süresine ve ölçeğine bağlı olacağı, ticaret kısıtlamaları ve hava koşullarına bağlı aksamaların da fiyatların yükselmesine neden olabileceği, beklenenden zayıf küresel büyümenin de emtia fiyatları üzerinde önemli bir aşağı yönlü risk oluşturduğu aktarıldı.

Raporda, petrol arzında “küçük bir aksama” olması durumunda küresel petrol arzının günde 500 bin ila 2 milyon varil azalmasının ve petrol fiyatlarının varil başına 93 ila 102 dolar aralığına ulaşmasının öngörüldüğü kaydedildi.

Arzda “orta düzeyde bir aksama” durumunda ise küresel petrol arzının günde 3 ila 5 milyon varil azalacağı ve petrol fiyatlarının varil başına 109 ila 121 dolara yükselmesinin beklendiği belirtilen raporda, “büyük bir aksama” senaryosunda ise küresel petrol arzının günde 6 ila 8 milyon varil azalacağı ve fiyatların varil başına 140 ila 157 dolara çıkmasının öngörüldüğü bildirildi.

Emtia fiyatlarının 2025’te istikrara kavuşması bekleniyor

Raporda, küresel ekonominin büyük bir petrol fiyatı şokuyla başa çıkma konusunda 1970’lerdekinden çok daha iyi bir konumda olduğu, buna rağmen Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşın neden olduğu aksaklıkların üzerine Orta Doğu’daki son çatışmaların tırmanmasının küresel emtia piyasalarını “tehlikeli sulara” itebileceği vurgulandı.

Emtia fiyatlarına ilişkin tahminlere yer verilen raporda, genel olarak emtia fiyatlarının bu yıl yüzde 23,5 ve gelecek yıl yüzde 4,1 düşmesinin beklendiği kaydedildi. Bankanın raporunda, emtia fiyatlarının 2025 yılında istikrara kavuşmasının beklendiği aktarıldı.

Raporda, enerji fiyatlarının ise bu yıl yüzde 28,8 ve gelecek yıl yüzde 4,5 düşeceğinin tahmin edildiği belirtilerek Brent tipi ham petrolün fiyatının bu yıl varil başına ortalama 84 dolar olmasının, küresel ekonomik büyümenin yavaşlamasıyla gelecek yıl ise varil başına ortalama 81 dolara düşmesinin beklendiği bildirildi.

Arzın artmasıyla tarımsal emtia fiyatlarının ise gelecek yıl düşmesinin beklendiği belirtilen raporda, metal fiyatlarının ise talebin yavaşlaması nedeniyle 2024’te yüzde 5 düşeceği, 2025’te ise küresel sanayi faaliyetinin toparlanmasıyla yükselmesinin öngörüldüğü aktarıldı.

Altın fiyatları çatışmanın başlangıcından bu yana yaklaşık yüzde 8 arttı

Raporda, politika yapıcıların tetikte olmaları gerektiği vurgulanarak başta altın olmak üzere bazı emtiaların görünüme ilişkin uyarılarda bulunduğuna işaret edildi.

Altın fiyatlarının çatışmanın başlangıcından bu yana yaklaşık yüzde 8 arttığı kaydedilen raporda, altın fiyatlarının jeopolitik kaygılarla benzersiz bir ilişkisi olduğu, çatışma ve belirsizlik dönemlerinde bu artışların sıklıkla “yatırımcı güveninin erozyona uğradığına” işaret ettiği ifade edildi.

Raporda, çatışmanın artması halinde gelişmekte olan ülkelerdeki politika yapıcıların manşet enflasyondaki olası artışı yönetmek için adımlar atmasının gerekeceği belirtildi.

Gıda güvensizliğinin artması riski göz önüne alındığında hükümetlerin gıda ve gübreye yönelik ihracat yasakları gibi ticari kısıtlamalardan kaçınması gerektiği belirtilen raporda, bu tür önlemlerin genellikle fiyat oynaklığını ve gıda güvensizliğini artırdığı aktarıldı.

Raporda, artan gıda ve petrol fiyatlarına tepki olarak fiyat kontrolleri gibi uygulamalardan da kaçınılması gerektiği vurgulanarak sosyal güvenlik ağlarının iyileştirilmesi, gıda kaynaklarının çeşitlendirilmesi, gıda üretimi ve ticaretinde verimliliğin artırılması gerektiği, uzun vadede ise tüm ülkelerin yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişi hızlandırarak enerji güvenliklerini güçlendirebileceği ve bunun da petrol fiyatı şoklarının etkilerini hafifleteceği kaydedildi.

Yüksek petrol fiyatları gıda enflasyonunu yukarı çekebilir

Dünya Bankası Baş Ekonomisti ve Kalkınma Ekonomisinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Indermit Gill, Orta Doğu’daki son çatışmanın emtia piyasalarının 1970’lerden bu yana yaşadığı en büyük şok olan Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşın hemen ardından geldiğini belirtti.

Gill, politika yapıcıların ihtiyatlı olması gerekeceğini vurgulayarak, “Çatışma artarsa, küresel ekonomi yıllar sonra ilk kez yalnızca Ukrayna’daki savaştan değil, aynı zamanda Orta Doğu’dan da kaynaklanan çifte enerji şokuyla karşı karşıya kalacak.” ifadelerini kullandı.

Dünya Bankası Baş Ekonomist Yardımcısı ve Beklentiler Grubu Direktörü Ayhan Köse de yüksek petrol fiyatlarının devam etmesinin kaçınılmaz olarak gıda fiyatlarını da artıracağına dikkati çekti.

Son çatışmanın tırmanmasının yalnızca bölgede değil, dünya genelinde gıda güvensizliğini yoğunlaştıracağı uyarısında bulunan Köse, “Şiddetli bir petrol fiyatı şoku gerçekleşirse, bu durum birçok gelişmekte olan ülkede halihazırda yüksek olan gıda enflasyonunu yukarı çekecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

(Kaynak: BloombergHT.com )